Ağız Kuruluğu

Ağız kuruluğu(Xerostomia) ağızda yeterince tükrük olmama hissidir.(Yunanca: XERO=Kuru, Stams=Ağız). Xerostomia diye de bilinen ağız kuruluğu çok yaygın bir durumdur. Her 4-5 yetişkinden birinde özellikle kadınlarda daha sık rastlanır. Ayrıca yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Yaşı 60-80 aralığında görülme sıklığı %32-40 civarındadır. Bu ABD’deki rakamlardır.

Stres, üzüntü, sinirlilik durumları yaşayan her kişi, ağız kuruluğu sorununu hayatında en az bir kere yaşamıştır. Fakat ağız kuruluğu sürekli ya da çoğunlukla hissedilen bir durumsa. Çok rahatsızlık vericidir ve aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarını işaret edebilir.

Tükrük yapısı;
Normal tükrük pH’sı 5-7 arasındadır.24 saatlik süresince 1-1,5 lt tükrük salgılanır, bunun büyük kısmı yemek sırasında olur. Tükrüğün %99,5’u su ve elektrolitlerdir. Genel olarak proteinler de buna eşlik eder. Potasyum, sodyum, bikarbonat, kalsiyum, fosfat, klor ve üre mevcuttur. 

  Normal Anormal
Uyarılmış (tükrük akış hızı) 1-2 ml/dak < 0,5 ml/dak
Uyarılmadan (olmadan tükrük akış hızı) 0,3-0,4 ml/dak < 0,1 ml/dak

Ağız Kuruluğu;
-Tad almada, çiğnemede, yutmada ve konuşmada zorluklara sebep olabilir.
-Ağızdaki enfeksiyon ve diş çürüklerinin gelişmesini hızlandırır.
-Çeşitli medikal tedaviler ve kullanılan ilaçlar sebebiyle olabilir.

Semptomlar şunlar olabilir:
Tükrük azalmıştır, köpüklü ve yoğun, yapışkan olabilir.
Dudaklarda dudak köşelerinde kuruluğa bağlı çatlaklar görülür.
Dil kuru ve pürüzlüdür ve yanma hissedilir.
Tükrük bezleri ağrılı ve şiş olabilir.
Ağız yaraları gelişebilir.
Ağız mukozası asitli, tuzlu ve acı yiyeceklere karşı duyarlı bir hale gelir.
Bu oral belirtilere, sistemik belirtiler eşlik edebilir.
Burunda kuruluk, kabuklanma, koku almada azalma burun kanamaları görülebilir.
Gözlerde kuruluk, yanma, kumlu kaşınma, ışığa duyarlılık göz kabaklarının birbirine yapışma hissi olabilir.
Deride kuruluk, soğuğa hassasiyet, renk değişikliği görülür özellikle parmaklarda.
Solunum sisteminde, kuru öksürük, nefes almada zorluk.
Eklemlerde, şiş, ağrı, kızarıklık, tutulma
Kadınlarda, vajinada kuruluk, yanma, kaşıntı, tekrarlayan mantar enfeksiyonları
Genel olarak da vücutta halsizlik, depresyon ,kilo kaybı görülebilir.

Tükrük niye bu kadar önemlidir ve görevleri nelerdir?
1-Oral mukozayı ağız içinde nemlendirir. Bu vücudumuzun ilk kapısı olarak çok önemli bir immun savunmadır.
2-Kuru yemekleri nemlendirir, sıcak yemekleri soğutur, lokma oluşmasına yardımcı olur ve yutmayı kolaylaştırır.
3-Çözünmüş yemeklerin tat cisimlerini uyarmasına yardım eder ve tat cisimlerini temizleyerek yeni uyarımlara hazır hale getirir.
4-Ağız florasını kontrol eder.
5-Diş yüzeyini oluşturan mine tabakasının onarımı ve mineral yapısını destekler çünkü tükrükte yüksek oranda kalsiyum ve fosfat mevcuttur. Ayrıca anti bakteriyel birleşikler içeren bir protein tabakası dişlerin korumasını sağlar.
6-Konuşmaya yardım eder, çünkü bütün ağız boşluğunun nemlenmesi konuşma için gereklidir.
7-Tükürükte bulunan parodin adlı protein kemik gelişiminde önemli rol oynar bu da hormonol etkisidir.

Ağız kuruluğunun sonuçları ve semptomlarının uzaması bütün hayatı etkiler, nasıl tad aldığımızı, nasıl kokladığımızı, nasıl gördüğümüzü nefes aldığımızı, hareket ettiğimizi…

Ağız kuruluğuna neler sebep olur?
 Bazı ilaçların yan tesirleri ki bunların sayısı oldukça çoktur. Tükrük bezlerinde daha az tükrük yapılmasına sebep olurlar. Mesela hipertansiyon, depresyon ilaçları…
Bazı hastalıklar ağız kuruluğuna da sebep olabilir. Sjöğren sendromu, HIV/AIDS, Diyabet, Radyoterapi, baş boyun bölgesine uygulanan radyoterapi tükrük bezlerine zarar verebileceği için tükrük akışı azalır.
Kemoterapi, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar tükrüğü koyulaştırır ve ağızda kuruluk hissedilir

Sjögren Sendromu:
Yaygın atoimmün bir hastalıktır. Daha çok kadınlarda ortaya çıkar. Kadın-erkek oranı %1’dir.Başlıca ağız ve göz kuruluğu ile saptanır. Bazen başka otoimmün hastalıkla birlikte görülür. Bazen de başka bir hastalık olmaksızın görülür. Sjögren Sendromu’nu başlatan neden tam olarak bilinmemektedir. Genetik, infeksiyöz, endokrin ve psikoimmunolik mekanizmaların katkısı olduğu bilinmektedir. Tüm hastaların kuru göz, kuru ağız yakınmaları mevcuttur ve bu semptomlar yaşla artış gösterir. Bu yaş grubundaki hastaların büyük çoğunluğu hareketli protez kullanmaktadır, tükrük azlığı ile protez kullanımları çok zorlaşır. Sürekli gıdaları yutmada güçlükten, konuşamamaktan ve yanma hissinden şikayetçidirler.

Ağız Kuruluğu Teşhisi Nasıl Konulur?
Hastanın şikayetleri detaylı olarak alınır ve klinik muayene yapılır. Biz diş hekimleri tükrük akış miktarını ölçebilen testler yapıp, tükrük bezlerini muayene ederiz. Tükrük bezlerini görüntüleme yöntemlerine (Sintigrafi, Siyalografi, Sıyametri… gibi)başvurulur. Sistemik olarak özel kan testleri yapılıp, ağız kuruluğunun eşlik ettiği başka rahatsızlıklar mevcut mu diye incelenir.

Tükrük azlığında ağız içinde şu komplikasyonlar görülür:
1-Ağız için mantar enfeksiyonu
2-Yanan ağız sendromu
3-Tekrarlayan aftlar
4-Diş çürükleri
Ateşli hastalıklarda ağızda yara ve paslı dil görünmesinin sebebi azalan tükrük akışıdır çünkü ateş tükrük salgısını azaltır.
   
İlaca bağlı ağız kuruluğunun tedavisi için:
İlk adım alınan ilaçların değerlendirilmesidir. Bu ilaçların alımı sonucu ortaya çıkan kuruma tükrük bezlerinin imhasıyla ilgili olmadığı için geri dönüşümü vardır. Önemli olan ilaçların azaltılabilmesi ya da daha az yan etkileri olanla değiştirilebilirliği mümkünmüdür. Bir hastanın birçok doktoru ve doktorların verdiği reçeteler vardır. Önemli olan bu reçetelerin kombinlenmesinde ortaya çıkabilecek yan etkilerin ne kadar bertaraf edilebileceği, hayatı tehdit eden ve ömrü uzatan ilaçların tabii ki alınması ama belirsiz durumlar için gereksiz ilaç kullanımının engellenmesi, ağız kuruluğu durumunu epey hafifletebilir.

Unutmamak gerekir ki ağız kuruluğu birçok hasta tarafından en sorunlu kronik durum olarak görülmektedir. Elma, havuç, sert ekmek gibi çiğneme gerektiren gıdalar önerilebilir. Xylitollü sakızlar, ağız için nemlendirici jeller, yapay tükrük preparatları önerilir. Günde 2ltsu içmesi gerekir. Ayrıca zencefil, zerdeçal, sarımsak gibi antienflamatuar bitkiler, kırmızı, sarı ve yeşil renkli sebze ve meyveleri tüketmesi etkilidir.